Denetimsiz/dizginsiz
sömürü serbestisi, sermayedarlara “katmerli kazanç” fırsatları sunmaya devam
etmektedir. Böyle bir serbestliğin işçi sınıfı cephesinde yarattığı sonuçlar
ise kayıplar manzumesidir: yaşama hakkından serbest zamana, istihdam
olanaklarından satınalma gücüne varıncaya değin, hayatın her alanında ortaya
çıkan sayısız kayıp...
“Proaktif teftiş”
rejiminin bu araştırmada öne çıkarılan unsurları, iş hukukunun uluslararası
normlarına aykırı olduğu gibi, yürürlükteki Anayasaya bile aykırıdır.
Dolayısıyla, iş teftişinin hak ihlallerini önleyecek şekilde ıslahı için etkili
bir hukuk mücadelesi pekâlâ başlatılabilir ve vakit geçirmeksizin
başlatılmalıdır. Sarı sendikaları dışarıda tutarak söylemek gerekirse, iş
teftişinin hiçbir bir mütemmim cüzü yoktur ki sendikal mücadelenin gündeminde
yer almaya uygun olmasın. O halde, teftiş rejiminin mevcut halini emekçiler
lehine dönüştürme mücadelesinin en önemli ayaklarından biri de sendikal
mücadeledir. İş teftişinde yaratılan tahribat, “ekonomik” alanda ve bilhassa
kapitalist işyerlerinde olan bitenlerin siyasal karar ve tercihlerden bağımsız
olmadığı gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya döktüğüne göre, bu tahribatı
ortadan kaldırma hedefi, birleşik ve kararlı bir siyasal mücadelenin de gündemine
alınmalıdır. Hak mücadelelerini kategorik olarak “sınıf uzlaşmacı ve
dolayısıyla nafile bir çaba” olarak gören “müşkülpesent radikaller” böyle bir
siyasi mücadeleden elbet uzak duracaklardır. Onların bu tutumunun konumuz
açısından hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, “bir şey yapmalı” diye
düşünenlerin, özellikle de sınıfa öncülük etme iddiasıyla yola çıkanların, söz
konusu mücadeleyi, dizginsiz/denetimsiz sömürü çarkının “detayları” üzerinden
örgütleyebilmesidir. Detayları yakalayamayan
bir siyasi mücadelenin başarı şansı yoktur.Bu araştırma, iş teftişini sınıf mücadelesinin merkezi hedeflerinden
biri haline getirmemiz gerektiği konusunda okuyucuyu düşünmeye sevk edebilmişse
amacına ulaşmış demektir.