ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİMDE EMEK SÖMÜRÜSÜ Ücretli Öğretmenler ve Usta Öğreticiler

00 Eğitimde Emek Sömürüsü Sercan Çelik pdf-1

Örgün ve Yaygın Eğitimde Emek Sömürüsü: Ücretli Öğretmenler ve Usta Öğreticiler - ÖZET

Bu araştırma, Türkiye’de örgün ve yaygın eğitimde güvencesiz istihdamın iki temel biçimi olan ücretli öğretmenlik ve usta öğreticiliği, emek sömürüsü ve kamusal eğitim hakkı ekseninde incelemektedir.

1980 sonrası neoliberal dönüşümle birlikte eğitimde parçalı ve hiyerarşik bir istihdam düzeni yaygınlaşmış; aynı işi yapan eğitim emekçileri ücret, sosyal güvence ve mesleki statü bakımından farklılaştırılmıştır. Geçici ihtiyaçları karşılamak amacıyla oluşturulan ücretli öğretmenlik uygulamasının kalıcı bir istihdam modeline dönüşmesi, 2024-2025 eğitim öğretim yılında 78 ilde 86 bin 136 ücretli öğretmenin görev yapması ve yalnızca 75 ilde norm kadro ihtiyacının 100 bin 541’e ulaşmasıyla görünür hâle gelmektedir. Ücretli öğretmenler düşük ve düzensiz gelir, eksik sosyal güvence, ders yapılmadığında kesilen ücret ve mesleki itibar kaybıyla karşı karşıya kalırken, öğretmen değişiminin yarattığı süreksizlik öğrencilerin eğitim deneyimini de olumsuz etkilemektedir.

Ücretli öğretmenlerle aynı koşullarda yaygın eğitimde çalışan usta öğreticiler ise bu istihdam rejiminin diğer ayağını oluşturmaktadır. 2025 yılında hayat boyu öğrenme kurumlarında görev yapan 113 bin 205 eğiticinin 107 bin 348’inin usta öğretici olması, yaygın eğitimin yaklaşık yüzde 95’inin ders saati karşılığında çalışan güvencesiz emekçiler tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Buna rağmen tasarruf tedbirleri kapsamında uygulanan ders saati kotalarıyla 2023-2025 arasında kurs sayısı 623 bin 588’den 326 bin 744’e, kursiyer sayısı 11 milyon 587 bin 174’ten 8 milyon 105 bin 332’ye, usta öğretici sayısı ise 196 bin 741’den 107 bin 348’e düşmüştür. Aynı dönemde MEB bütçesi yüzde 233,5 artarken Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün Bakanlık bütçesindeki payı yüzde 3,25’ten yüzde 1,64’e gerilemiş; çeşitli vakıflara milyarlarca liralık kamu kaynağı aktarılmıştır.

Sonuç olarak, eğitimdeki sömürü düzeni ücret artışları ya da yeni kota formülleriyle düzeltilemez. Kalıcı öğretmen ihtiyacı kadrolu atamalarla karşılanmalı, yıllardır yaygın eğitimin yükünü taşıyan usta öğreticilere güvenceli statü sağlanmalı; geçici görevlendirmeler eşit işe eşit ücret, tam sosyal güvence, ücretli izin ve iş güvencesi temelinde düzenlenmelidir. Öğretmen emeğini sömüren, çalışanları yoksulluğa ve öğrencileri kesintili niteliksiz eğitime mahkûm eden bu sistem, kamusal eğitim sistemi olarak adlandırılamaz. Çünkü öğretmeni “yarım insan” gibi gören bir düzenin öğrenciye tam bir eğitim sunması mümkün değildir.

Raporun Tamamı